destekleyen yatırımları teşvik ediyoruz.
202. Uluslararası işbirliği ve ortaklıklar ve
bilgi paylaşımının uygun olduğu durumlarda
teşvik ediyor ve bu kapsamda, doğayla
uyum içerisinde yaşama vizyonu ile genetik
kaynakların kullanımından doğan faydalara
ulaşım ve bunların adil ve hakkaniyetli
paylaşımı ile biyolojik çeşitliliğin korunması ve
sürdürülebilir kullanımında tüm paydaşların
etkin katılımını teşvik etmek için 2011-2020
BM Biyolojik Çeşitlilik On Yılı’nı memnuniyetle
karşılıyoruz.
203. Ticaret, çevre ve kalkınmanın ortak
paydasında bulunan ve biyolojik çeşitliliğin
korunması ve sürdürülebilir kullanımını
destekleyen uluslararası bir sözleşme olan
Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan
ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine
İlişkin Sözleşme’nin üstlendiği önemli rolün
farkında olduğumuzu belirtiyor ve sözleşmenin
yerel halka elle tutulur faydalar sağlaması ve
uluslararası ticarette yer alan hiçbir hayvanın
neslinin tükenmekte olmadığının sağlaması
gerektiğini vurguluyoruz. Hem arz hem de
talep tarafında katı ve güçlendirilmiş eylemlerin
gerekli olduğu yaban hayatı kaçakçılığı
konusunun ekonomik, sosyal ve çevresel
etkilerinin farkındayız. Bu doğrultuda, konuyla
alakalı çok taraflı çevresel sözleşmelerin ve
uluslararas
ı organizasyonların arasındaki etkili
uluslararası işbirliğinin önemini vurguluyoruz.
Dahası, canlıları ortaklaşa karar verilen kriterler
üzerinden listelemenin önemini vurguluyoruz.
204. Biyolojik çeşitlilik ve ekosistem üzerine
Hükümetler arası Bilim-Politika platformunun
kuruluşunu dikkate alıyor ve biyolojik çeşitlilik
hakkında politikalarla ilgili mevcut en iyi bilgiyi
sağlayabilmek ve karar vericilere yardımcı
olabilmesi açısından, erken bir şekilde
çalışmalarına başlaması için göreve davet
ediyoruz.
Çölleşme, arazi bozulması ve kuraklık
205. Toprak dâhil olmak üzere, iyi arazi
yönetiminin özellikle ekonomik büyüme,
biyolojik çeşitlilik, sürdürülebilir tarım ve gıda
güvenliği, yoksulluğun giderilmesi, kadınların
güçlendirilmesi, iklim değişikliğine atıfta
bulunulması ve su mevcudiyetinin artırılması
consistent and in harmony with the Convention
on Biological Diversity and other relevant
international obligations.
202. We agree to promote international
cooperation and partnerships, as appropriate,
and information exchange, and in this
context we welcome the United Nations
Decade on Biodiversity, 2011-2020, for the
purpose of encouraging active involvement
of all stakeholders in the conservation and
sustainable use of biodiversity, as well as access
to and the fair and equitable sharing of benefits
arising from the utilization of genetic resources,
with the vision of living in harmony with nature.
203. We recognize the important role of
the Convention on International Trade in
Endangered Species of Wild Fauna and Flora,
an international agreement that stands at the
intersection between trade, the environment
and development, promotes the conservation
and sustainable use of biodiversity, should
contribute to tangible benefits for local people,
and ensures that no species entering into
international trade is threatened with extinction.
We recognize the economic, social and
environmental impacts of illicit trafficking in
wildlife, where firm and strengthened action
needs to be taken on both the supply and
demand sides. In this regard, we emphasize
the importance of effective international
cooperation among relevant multilateral
environmental agreements and international
organizations. We further stress the importance
of basing the listing of species on agreed
criteria.
204. We take note of the establishment of the
Intergovernmental Science-Policy Platform on
Biodiversity and Ecosystem Services, and invite
an early commencement of its work, in order
to provide the best available policy-relevant
information on biodiversity to assist decision
makers.
Desertification, land degradation and
drought
205. We recognize the economic and social
significance of good land management,
including soil, particularly its contribution to
economic growth, biodiversity, sustainable
agriculture and food security, eradicating
The Future We Want • İstediğimiz Gelecek • 62
gibi konular olmak üzere ekonomik ve sosyal
öneminin farkındayız. Çölleşme, arazi bozulması
ve kuraklığın küresel sorunlar olduğunu ve
özellikle gelişmekte olan ülkeler olmak üzere,
tüm ülkelerde sürdürülebilir kalkınma için zorluk
oluşturmaya devam ettiğini vurguluyoruz.
Ayrıca özellikle Afrika, en az gelişmiş ülkeler ve
denize kıyısı olmayan gelişmekte olan ülkeler
için oluşturduğu sorunları vurguluyoruz. Bu
doğrultuda, Afrika’daki, özellikle de kuzeydoğu
Afrika ve Sahel bölgesindeki, periyodik kuraklık
ve kıtlığın neden olduğu yıkıcı sonuçlar için
derin kaygımızı dile getiriyor ve her seviyede
kısa, orta ve uzun vadeli önlemler dâhilinde acil
eylem çağrısı yapıyoruz.
206. Arazi bozulmasını tersine çevirmek için
acil eyleme ihtiyacı duyulduğunu belirtiyoruz.
Bu bakış açısıyla, sürdürülebilir kalkınma
kapsamında arazi bozulmasının olmadığı bir
dünyaya ulaşmak için çaba göstereceğiz.
Bu hedef, kamu ve özel sektörün finansal
kaynaklarını harekete geçirmelidir.
207. BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi
doğrultusunda, arazi bozulmasını küresel
düzeyde izlemek ve kurak, yarı-kurak ve kuru
yarı-nemli bölgelerde bozulan arazileri ıslah
için ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde
eşgüdümlü bir biçimde hareket etme kararımızı
yeniden tasdik ediyoruz. Sözleşmenin ve
10 yıllık stratejik plan ve çerçevesinin (2008-
2018); uygun, bilinir ve zamanlı mali kaynakları
harekete geçirmek de dâhil olmak üzere
desteklenmesi ve güçlendirilmesine kararlıyız.
Sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmak ve
yoksulluğun giderilmesini sağlayabilmek için;
vahaların korunması ve geliştirilmesi, bozulan
arazilerin
ıslahı, toprak kalitesinin artırılması
ve su yönetiminin iyileştirilmesi gibi yollarla
çölleşmenin, arazi bozulmasının ve kuraklığın
etkilerinin giderilmesinin önemine işaret
ediyoruz. Bu doğrultuda, arazi kaynaklarının
korunması için ortaklıkların ve girişimlerin
önemini takdir ediyor ve destekliyoruz. Ayrıca,
sürdürülebilir arazi yönetimi politikaları ve
uygulamalarının ekonomik, sosyal ve çevresel
faydalarını daha iyi anlamayı ve farkındalığı
yükseltmeyi hedefleyen kapasite artırma ve
yaygınlaştırma eğitim programları ile bilimsel
çalışmaları teşvik ediyoruz.
poverty, the empowerment of women,
addressing climate change and improving
water availability. We stress that desertification,
land degradation and drought are challenges
of a global dimension and continue to
pose serious challenges to the sustainable
development of all countries, in particular
developing countries. We also stress the
particular challenges this poses for Africa, the
least developed countries and the landlocked
developing countries. In this regard, we
express deep concern for the devastating
consequences of cyclical drought and famine
in Africa, in particular in the Horn of Africa and
the Sahel region, and call for urgent action
through short-, medium- and long-term
measures at all levels.
206. We recognize the need for urgent action
to reverse land degradation. In view of this,
we will strive to achieve a land-degradation
neutral world in the context of sustainable
development. This should act to catalyse
financial resources from a range of public and
private sources.
207. We reaffirm our resolve in accordance
with the United Nations Convention to
Combat Desertification to take coordinated
action nationally, regionally and internationally,
to monitor, globally, land degradation and
restore degraded lands in arid, semi-arid and
dry sub-humid areas. We resolve to support
and strengthen the implementation of the
Convention and the 10-year strategic plan and
framework to enhance its implementation (2008-
2018), including through mobilizing adequate,
predictable and timely financial resources. We
note the importance of mitigating the effects of
desertification, land degradation and drought,
including by preserving and developing oases,
restoring degraded lands, improving soil quality
and improving water management, in order
to contribute to sustainable development
and poverty eradication. In this regard, we
encourage and recognize the importance of
partnerships and initiatives for the safeguarding
of land resources. We also encourage capacity-
building, extension training programmes
and scientific studies and initiatives aimed at
deepening understanding and raising awareness
of the economic, social and environmental
benefits of sustainable land management
policies and practices.
• • • • • • • • • 63
208. BM Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesine
uygun bir şekilde çölleşme ve kuraklığa yönelik
bilimsel çalışmalarının teşvik edilmesi ve
çabaların bilimselliğinin artırılmasının yanında;
çölleşmenin, arazi bozulmasının ve kuraklığın
boyutunu izlemek ve değerlendirmek için
bilime dayalı, güvenilir ve sosyal içermeyi
destekleyecek yöntem ve göstergelerin
geliştirilmesinin ve uygulanmasının önemini
vurguluyoruz. Bu doğrultuda, Sözleşme’nin
onuncu Taraflar Toplantısında bölgesel
dengeleri göz önüne alarak, taraflara bilimsel
tavsiyeler sunulması ve belirli seçeneklerin
tartışılması için geçici bir çalışma grubunun
kurulması kararını dikkate alıyoruz.
209. Küresel, bölgesel ve alt-bölgesel
düzeylerde, toz ve kum fırtınaları
dâhil olmak
üzere çölleşme, arazi bozulması ve kuraklık ile
alakalı iklim ve hava bilgileri ve tahminlerinin
ve erken uyarı sistemlerinin paylaşımı yoluyla
işbirliği yapılması ihtiyacının olduğunu
yineliyoruz. Bu doğrultuda, devletleri ve ilgili
kurumları konuya ilişkin bilgileri, tahminleri ve
erken uyarı sistemlerini paylaşma konusunda
işbirliğine davet ediyoruz.
Dağlar
210. Dağlık alanlardan elde edilen yararların
sürdürülebilir kalkınma için elzem olduğunu
kabul ediyoruz. Dağ ekosistemleri, dünya
nüfusunun büyük bir bölümüne su kaynağı
sağlamada çok önemli bir rol oynar; kırılgan
dağ ekosistemleri, iklim değişikliğinin,
ormansızlaşma ve orman bozulmalarının, arazi
kullanımı değişikliğinin, arazi bozulmalarının ve
doğal afetlerin olumsuz etkilerine en açık olan
bölgelerdir ve dünyadaki dağ buzulları, çevre
ve insan refahını tehdit edecek ölçüde hacmi
küçülmekte ve incelmektedir.
211. Dağların, kaynakların sürdürülebilir bir
şekilde kullanımını sağlayan yaşam şekilleri
geliştirmiş yerli halklar ve yerel toplulukların
yaşam alanı olduğunu kabul ediyoruz. Bu
toplulukların kenarda kalmaları sebebiyle,
bu alanlardaki yoksulluğu, gıda ve besin
güvenliğini, sosyal içermeyi ve çevre bozulması
konularının ele alınmasına yönelik çalışmaların
aralıksız devam edilmesi gerekmekte olduğunu
208. We stress the importance of the
further development and implementation
of scientifically based, sound and socially
inclusive methods and indicators for monitoring
and assessing the extent of desertification,
land degradation and drought, as well as the
importance of efforts under way to promote
scientific research and strengthen the scientific
base of activities to address desertification and
drought in accordance with the United Nations
Convention to Combat Desertification. In this
respect, we take note of the decision of the
Conference of the Parties to the Convention,
at its tenth meeting, to establish an ad hoc
working group, taking into account regional
balance, to discuss specific options for the
provision of scientific advice to its parties.
209. We reiterate the need for cooperation
through the sharing of climate and weather
information and forecasting and early warning
systems related to desertification, land
degradation and drought, as well as to dust
storms and sandstorms, at the global, regional
and subregional levels. In this regard, we
invite States and relevant organizations to
cooperate in the sharing of related information,
forecasting and early warning systems.
Mountains
210. We recognize that the benefits
derived from mountain regions are essential
for sustainable development. Mountain
ecosystems play a crucial role in providing
water resources to a large portion of
the world’s population; fragile mountain
ecosystems are particularly vulnerable to
the adverse impacts of climate change,
deforestation and forest degradation, land
use change, land degradation and natural
disasters; and mountain glaciers around the
world are retreating and getting thinner, with
increasing impacts on the environment and
human well-being.
211. We further recognize that mountains
are often home to communities, including
indigenous peoples and local communities,
who have developed sustainable uses of
mountain resources. These communities
are, however, often marginalized, and we
therefore stress that continued effort will be
required to address poverty, food security and
nutrition, social exclusion and environmental
The Future We Want • İstediğimiz Gelecek • 64
vurguluyoruz. Devletleri, ilgili paydaşların
etkin katılımı ve tecrübelerinin paylaşımıyla;
dağlık alanların sürdürülebilir kalkınması için
mevcut düzenlemelerin, sözleşmelerin ve
mükemmeliyet merkezlerinin güçlendirilmesi
ile yeni düzenlemeler ve anlaşmaların usulüne
uygun olarak belirlenmesiyle, müşterek
eylemlerini geliştirmeye davet ediyoruz.
212. Dağ ekosistemlerinin ve sahip oldukları
biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik
çabaların artırılması çağrısında bulunuyoruz.
Devletleri; dağlara odaklanan politikalarını
başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzeredağlık
alanlarda yoksulluğun azaltılması konusundaki
plan ve programları da içerecek şekilde
ulusal sürdürülebilir kalkınma stratejileri ile
bütünle
ştirerek uzun vadeli bir vizyon ve
bütüncül yaklaşımlar oluşturmaya teşvik
ediyoruz. Bu bağlamda, gelişmekte olan
ülkelerde dağlık alanların sürdürülebilir kalkınması
için uluslararası destek çağrısında bulunuyoruz.
Kimyasallar ve atıklar
213. Kimyasalların iyi yönetiminin insan sağlığı
ve çevrenin korunması açısından oldukça
önemli olduğunu kabul ediyoruz. Giderek
artan küresel kimyasal üretimi ve kullanımı ve
çevrede yaygınlaşmasının artan uluslararası
işbirliğini gerektirdiğinin de farkındayız. 2020
yılına kadar, Johannesburg Uygulama Planı’nda
belirtildiği üzere, yaşam döngüleri süresince
kimyasalların ve tehlikeli atıkların, insan sağlığı
ve çevre üzerindeki önemli yan etkilerinin
en aza indirilmesini sağlayacak şekilde etkili
yönetimini sağlama amacımızı yeniden tasdik
ediyoruz. Aynı zamanda, yeni ve belirmekte
olan hususlara ve zorluklara karşı etkili, etkin,
tutarlı ve koordineli bir yaklaşımla yanıt veren,
her düzeyde etkili, kimyasal ve at
ık yönetimine
yönelik bir yaklaşım taahhüdümüzü yeniden
onaylıyor ve taahhütlerin uygulanmasındaki
eksikliklerin giderilmesi adına ülkeler ve bölgeleri
daha fazla ilerleme için teşvik ediyoruz.
214. Belirmekte olan zorluklara yanıt verme
dâhil olmak üzere, yaşam döngüleri boyunca
kimyasalların etkili yönetimi için sağlam, tutarlı,
etkili ve etkin bir sistemin parçası olarak
Uluslararası Kimyasal Yönetimine Karşı Stratejik
Yaklaşımın etkili bir şekilde uygulanması ve
güçlendirilmesi çağrısında bulunuyoruz.
degradation in these areas. We invite States
to strengthen cooperative action with effective
involvement and sharing of experience of
all relevant stakeholders, by strengthening
existing arrangements, agreements and
centres of excellence for sustainable mountain
development, as well as exploring new
arrangements and agreements, as appropriate.
212. We call for greater efforts towards
the conservation of mountain ecosystems,
including their biodiversity. We encourage
States to adopt a long-term vision and holistic
approaches, including through incorporating
mountain-specific policies into national
sustainable development strategies, which
could include, inter alia, poverty reduction
plans and programmes for mountain areas,
particularly in developing countries. In this
regard, we call for international support
for sustainable mountain development in
developing countries.
Chemicals and waste
213. We recognize that the sound management
of chemicals is crucial for the protection of
human health and the environment. We further
recognize that growing global production and
use of chemicals and their prevalence in the
environment calls for increased international
cooperation. We reaffirm our aim to achieve,
by 2020, the sound management of chemicals
throughout their life cycle and of hazardous
waste in ways that lead to minimization of
significant adverse effects on human health and
the environment, as set out in the Johannesburg
Plan of Implementation. We also reaffirm our
commitment to an approach for the sound
management of chemicals and waste, at all
levels, that responds in an effective, efficient,
coherent and coordinated manner to new and
emerging issues and challenges, and encourage
further progress across countries and regions
in order to fill the gaps in the implementation of
commitments.
214. We call for the effective implementation
and strengthening of the Strategic Approach
to International Chemicals Management
as part of a robust, coherent, effective and
efficient system for the sound management of
chemicals throughout their life cycle, including
to respond to emerging challenges.
• • • • • • • • • 65
215. Az gelişmiş ülkeler başta olmak
üzere, çoğu ülkenin yaşam döngüleri
boyunca kimyasal ve atıkların etkili yönetimi
kapasitesinden yoksun olmalarından derin
endişe duyuyoruz. Kapasiteleri artırmaya
yönelik çalışmaların geliştirilmesi adına
ortaklıklar, teknik yardım ve gelişmiş yönetim
yapıları gibi ek çabalar gerekmektedir. 2020
yılına kadar kimyasalların etkili yönetimi
doğrultusunda gelişme gösteren ülke ve
örgütleri; bilgi, deneyim ve en iyi uygulamaları
paylaşarak diğer ülkelere yardım etmeleri
konusunda teşvik ediyoruz.
216. Kimyasal ve atık anlaşmaları arasından
artan işbirliği ve eşgüdümü, diğer bir deyişle
Basel Sözleşmesini, Rotterdam Sözleşmesini
ve Stockholm Sözleşmesini takdir ediyor
ve aralarındaki ve Uluslararası Kimyasal
Yönetimine Stratejik Yaklaşım ile süregelen
gelişmiş koordinasyon ve işbirliğini teşvik
ediyoruz. Basel Sözleşmesi ve Stockholm
Sözleşmesinin bölgesel ve düzenleyici merkez
rollerinin önemini belirtiyoruz.
217. Mevcut kamu-özel ortaklıklarını takdir
ediyor ve atık önleme dâhil olmak üzere
çevresel açıdan etkili kimyasal ve atık yönetimi
için kapasite ve teknoloji gelişimini hedefleyen
hükümetler, akademi ve diğer sivil toplum
paydaşları arasında yeni ve yaratıcı kamu-özel
ortaklıkları oluşturma çağrısında bulunuyoruz.
- Yaşam döngüsü yaklaşımını benimsemenin ve kaynak yeterliliği ve çevresel açıdan etkili atık yönetimi için politika geliştirme ve uygulamanın öneminin farkında olduğumuzu belirtiyoruz. Bu nedenle, atıkları daha fazla azaltma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme (3R) ve küresel atıkların büyük bir kısmını çevresel açıdan etkili yöntem ile yönetme ve mümkünse kaynak olarak kullanarak atıktan enerji üretimini artırma taahhüdü veriyoruz. Elektronik atık ve plastikler gibi katı atıklar, değinilmesi gereken önemli zorluklar teşkil etmektedir. Kapsamlı ulusal ve yerel atık yönetim politikaları, stratejileri, yasa ve mevzuatlarının gelişim ve uygulaması için çağrıda bulunuyoruz.
- We are deeply concerned that many countries, in particular the least developed countries, lack the capacity for sound management of chemicals and waste throughout their life cycles. Additional efforts are needed to enhance work towards strengthening capacities, including through partnerships, technical assistance and improved governance structures. We encourage countries and organizations, which have made progress towards achieving the goal of sound management of chemicals by 2020 to assist other countries by sharing knowledge, experience and best practices.
- We commend the increased coordination and cooperation among chemical and waste conventions, namely the Basel Convention, the Rotterdam Convention and the Stockholm Convention, and encourage continued enhanced coordination and cooperation among them and with the Strategic Approach to International Chemicals Management. We take note of the important role regional and coordinating centres of the Basel Convention and those of the Stockholm Convention.
- We commend existing public-private partnerships and call for continued, new and innovative public-private partnerships among industry, governments, academia and other non-governmental stakeholders aiming to enhance capacity and technology for environmentally sound chemicals and waste management, including for waste prevention.
- We recognize the importance of adopting a life cycle approach and of further development and implementation of policies for resource efficiency and environmentally sound waste management. We therefore commit to further reduce, reuse and recycle waste (3Rs), and to increase energy recovery from waste, with a view to managing the majority of global waste in an environmentally sound manner and, where possible, as a resource. Solid wastes, such as electronic waste and plastics, pose particular challenges, which should be addressed. We call for the development and enforcement of comprehensive national and local waste management policies, strategies, laws and regulations. The Future We Want • İstediğimiz Gelecek • 66